Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

       ANKARA 18. KAFİLE HACI ALBÜMÜ 2004

 


 

MEDİNE-İ MÜNEVVERE

85'in Medine'sinden 90'ların ve 2000'lerin Medine'sine

İsmail YAŞA

Sevgili kardeşim!.. Size Medine-i Münevvere'yi anlatmak istiyorum. Biraz tarihinden ve coğrafyasından, biraz insanlarından ve kültüründen bahsederek Medine'yi tanıtacağım. Öyle ki, Medine'yi görmeden onun hakkında bir çok şey öğreneceksiniz. Bazen kendi yorum ve düşüncelerimi katarak, bazen de tamamen çıplak bir gözle Medine'deki hayatı yansıtmaya çalışacağım.

Medine-i Münevvere'ye ilk gelişim 1985 Şubat'ında oldu. İmam Hatip Lisesi 5. sınıf öğrencisiydim. Okul tarafından umre ziyareti organize edilmişti ve karayoluyla, otobüslerle gidilecekti. Rahmetli dedemin de desteğiyle umreye gidecekler listesine yazıldım. Irak üzerinden geldik Medine'ye... Bağdat'ı, Kerbelâ'yı ve daha bir çok şehri gördük. Irak o zaman da savaştaydı. Savaşın yoksulluğu ve bitkinliği insanların yüzlerinden okunuyordu. Bugün Amerikan işgali altında bulunan İmam Ebu Hanife Camii'nde namaz kıldık. Dilerim bu işgal bir an önce son bulur ve Irak halkı özgürlüğüne kavuşur.

Konya İmam Hatip Lisesi öğrencileri olarak okul müdürü ve bazı hocalarla birlikte karayoluyla çıktığımız bu umre ziyaretinde ilk olarak Medine'ye geldik, bir hafta kadar kaldıktan sonra Mekke'ye gittik. Doğrusu da böyle olmasıydı. Çünkü Medine, Türkiye'den gelip Mekke'ye gidecek olanın yolu üzerindedir. Kafilemizde, Ahmet isimli sesi oldukça güzel bir arkadaşımız vardı. Medine'ye bu arkadaşımızın okuduğu "Yaklaştıkça yeşil kubbe görünür" ilahisiyle girdik.

1985 yılı Şubat ayında ilk olarak geldiğim ve bir hafta kadar kaldığım Medine'yi doğrusunu söylemek gerekirse çok fazla hatırlamıyorum. Aklımda kalan, bugün kısaca "et-tevsia" olarak adlandırılan genişletmenin henüz yapılmadığı ve o bölümün oluklu saç benzeri bir şeyle gölgelendirildiğidir. O günlerde; ne açılıp kapanan koca şemsiyeler, ne de kızaklar üzerinde kayarak açılıp kapanan kubbeler vardı. Bol güvercinli bir avlusu vardı Mescid-i Nebevi'nin... Ve Medine'nin dar sokakları...

1992'de öğrenci olarak geldiğim Medine 85'in Medine'sine göre çok değişmişti. Suud Hava Yolları'nın Perşembe uçağıyla İstanbul'un sonbaharından gelip akşamla yatsı arası Medine Havaalanı'na indiğimizde, uçağın kapısında Medine adına beni ilk karşılayan havaalanının pistinden yansıyan korkunç bir sıcak oldu. Bizimle aynı uçakta bulunan bazı yeni öğrencileri karşılamak üzere havaalanına gelen beyaz entarili, beyaz başörtülü ve Türkçe konuşan öğrencileri ilk önce "ehl-i tarikat" öğrenciler sanmıştım. Bende böyle bir etki uyandırmışlardı nedense... Fakat daha sonra o öğrencilerin, kendilerine "selefi" diyenlerden olduklarını ve tarikatla falan bir alâkaları olmadığını öğrendim.

92'den 98'e kadar süren öğrencilik yıllarımda bu kez Medine'yi daha yakından tanıma imkanım oldu. Mescid-i Nebevi genişletilmiş, açılıp kapanan şemsiyeler ve kubbeler yapılmıştı. Fakat Mescid-i Nebevi'nin etrafı tamamen bir inşaat alanı gibiydi. Çevredeki tepecikler dev gibi matkaplarla parçalanıyor, yeni yapılacak otellere yer açılıyordu. 2004'ün Nisan ayına geldiğimiz bu günlerde Mescid-i Nebevi'nin etrafındaki inşaat çalışmalarının, yıkımların ve kazıların -bazı bölümlerde tamamlansa da- hâlâ devam ettiğini görüyoruz. "El-Mıntıkatu'l Merkeziyye" denilen bu bölge adeta bu sürede tamamen yıkılıp yeniden yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Örneğin geçen yıl hacca gelenler bu yıl yeniden hacca gelecek olurlarsa, Mescid-i Nebevi'nin batı bölgesindeki koca koca otellerin ve dükkanların yerinde yeller estiğini görüp şaşacaklardır.

85'ten 90'lara ve 90'lardan 2000'lere Medine oldukça değişti. Elbette değişmeyen şeyler de var. Örneğin, daha önce hacca veya umreye gelmiş bir Türk hacısının şöyle dediğini duyarsınız: "On yıl önce de gelmiştim, o zaman da bir kutu pepsi bir riyaldi, şimdi de bir riyal!.."

"Hangi Medine daha güzeldi?" diye soracak olursanız derim ki; Medine, bağrında yatan "Sevgili" ve taşıdığı anlam ile her zaman güzeldir. Yollar ve binalar ise ihtiyaca göre değiştirilir, yıkılır ve yeniden yapılır. Zaten Medine'ye gelenler de hiçbir zaman taşı toprağı ve binaları için gelmezler!..

www.medineokulu.org

 

Yeni evlilere umre tavsiyesi

Haziran ile birlikte 45-50 dereceye yaklaşan yaz sıcakları bastırdı. Son sınavlar bitti ve okullar da tatil oldu. İslam Üniversitesi'nde okuyan yabancı öğrenciler birer birer ülkelerine tatile gitmeye başladı. >>> Oku

Türklerin henüz keşfedemediği çarşılar

Hac veya umre için Medine'ye gelenler bilirler; bazı ziyaret yerleri vardır, oralara mutlaka gidilir. Bunlardan bazılarının ziyaret edilmesinde sevap vardır. Mescid-i Nebevi, Bakî' Mezarlığı, Uhud Şehitleri ve Kuba Mescidi... >>> Oku

Umre için iyi bir vakit

Hac mevsimi bitip hacılar ülkelerine döndükten sonra Medine bir müddet boş kalır. Sonra umre sezonu açılır ve birer ikişer umre grupları gelmeye başlar. Fakat yine de hiçbir zaman Ramazan ve hac mevsimindeki doluluğa ulaşmaz. Ben, nedendir bilmiyorum, Mescid-i Nebevi'nin tenha halini daha çok severim.  >>> Oku

85'in Medine'sinden 90'ların ve 2000'lerin Medine'sine

Sevgili kardeşim!.. Size Medine-i Münevvere'yi anlatmak istiyorum. Biraz tarihinden ve coğrafyasından, biraz insanlarından ve kültüründen bahsederek Medine'yi tanıtacağım. Öyle ki, Medine'yi görmeden onun hakkında bir çok şey öğreneceksiniz. Bazen kendi yorum ve düşüncelerimi katarak, bazen de tamamen çıplak bir gözle Medine'deki hayatı yansıtmaya çalışacağım.  >>> Oku

 

Medine-i Münevvere'nin İsimleri

 

Medine-i Münevvere'nin Kur'an-ı Kerim'de ve sahih hadislerde geçen isimleri şunlardır:

1- El-Medine: Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevi Araplara, Allah'ın Rasulü'nden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz.) (1)

2- Tâbe: Bu kelime, ya "tıyb (güzel kokudan)"dan gelmedir. Veya "tıybu'l ayş bihâ (ondaki hoş yaşantı)"dan, "hulûlu't tıybi bihâ (iyiliğin ona inmesi)"nden veya alimlerin buna benzer zikrettiği sözlerden gelmektedir.

Câbir b. Semura radıyallahu anh'tan şu rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Allah Teâlâ Medine'yi "Tâbe" olarak isimlendirdi." (2)

3- Taybe: Bu şekilde isimlendirilmesinin nedeni, "Tâbe" olarak isimlendirilmesindeki neden gibidir. Çünkü iki kelimenin kökü aynıdır.

Fatıma binti Kays'tan rivayet edilen Cessâse hadisinde, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Bu Taybe'dir. Bu Taybe'dir. Bu Taybe'dir." (3)

4- Ed-Dâr: Burada kastedilen, "Dâru'l Hicra (Hicret Yurdu)"dur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Daha önceden ed-Dâr'ı (Medine'yi) yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, onları kendilerine tercih ederler.) (4) İbni Kesir rahimehullah şöyle der: "Allah Teâlâ daha sonra Ensar'ı överek; onların faziletini, şerefini, değerini, haset etmediklerini ve ihtiyaçları olmasına rağmen fedakarlık yaptıklarını açıklayarak şöyle buyurur: (Daha önceden ed-Dâr'ı (Medine'yi) yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler...) Yani, Hicret Yurdu'na Muhacirlerden önce yerleştiler ve onların bir çoğundan önce iman ettiler.

Medine-i Münevvere ile ilgili sahih hadislerde geçen ve bazı alimlerin Medine'nin isimleri arasında saydığı sıfatlar ise şunlardır:

1- Ed-Dır'u'l Hasıyne: (Sağlam Zırh) Câbir b. Abdillah radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Rüyamda sağlam bir zırh (dır'un hasıyne) içinde olduğumu gördüm. Onu, Medine olarak yorumladım." (5)

2- Medhalu's Sıdk: (Doğruluk Kapısı) İbni Abbas radıyallahu anhuma'dan, şöyle dediği rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'de idi. Sonra, hicret etmesi emredildi ve kendisine şu ayet indirildi: (Ve şöyle de: "Rabbim! Gireceğim yere beni doğrulukla girdir ve çıkacağım yerden benim doğrulukla çıkmamı sağla! Bana senin tarafından hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver!") (6)

 

(1) 9/et-Tevbe/120

(2) Müslim; Kitâbu'l Hacc, Bâb: El-Medinetu Tenfi Şirârahâ

(3) Müslim; Kitâbu'l Fiten ve Eşrâti's Sâa, Bâb: Kıssati Cessâse

(4) 59/el-Haşr/9

(5) Ed-Dârimi; Es-Sünen; Kitâbu'r Ru'yâ, Hadis no: 2065

(6) 17/el-İsrâ/80. Tirmizi; Kitabu Tefsiri'l Kurân An Rasulillah, Hadis no: 3064, İmam Ahmed; el-Müsned, Hadis no: 1847

Not: Bu bilgilerin derlenmesinde, www.taiba.org sitesinden yararlanılmıştır.

 

 

 

 

10.07.2004

 
 


Mekke
Medine
Hac Rehberi
Acı Kaybımız

Ziyaret Yerleri

 
 

Hac Araştırmaları

Hacı Uğurlama

Teklif ve Öneriler

Örf ve Adetler

 
 
 
 
 

Ana Sayfa | Hac Seminerleri | Amaç | Kafile Başkanı | Grup Başkanları
1.Grup | 2.Grup | 3.Grup | 4.Grup | 5.Grup | 6.Grup
E-Posta
| Ziyaretçi Defteri | Sizden Gelenler

Hazırlayan Vehbi AKŞİT

Kütahya-10.06.2004